Bir oyuncak markası kurmaya nereden başlanır
İlk gün ne yaptık, ne kadar para harcadık ve nelerden hiç haberimiz yokmuş.
İçindekiler
Bir marka kurmanın ilk günü, sanılanın aksine üretimle başlamıyor. Elimizde bir cümle vardı: torununa kalacak oyuncaklar. Onun dışında hiçbir şey yoktu.
İlk gün ne yaptık
Sabah kereste pazarına gittik. Masif kayının kalın latasının kaça satıldığını, hangi kalınlıkta bulunduğunu ve fırınlanmış olanın normalden ne kadar pahalı olduğunu öğrendik. Öğleden sonra iki atölye gezdik, ikisinde de aynı soruyu sorduk: bu ölçüde parçayı kaç günde çıkarırsınız.
Ne kadar harcadık
İlk gün cepten çıkan para küçüktü, ama listeye baktığımızda asıl masrafın malzeme değil zaman olacağı görünüyordu. Bir setin elde biten kısmı, makinede geçen kısmından uzun.
Neyi bilmiyorduk
Oyuncak güvenliği tarafını hiç bilmiyorduk. Bir oyuncağın satılabilmesi için hangi testlerden geçmesi gerektiğini, bu testlerin ne kadar sürdüğünü ve kime ne kadar ödendiğini o gün öğrenmeye başladık. O konuyu ayrı bir yazıda anlatacağız.
Faruk
Masifico atolyesini kuruyorum. Bu yazilari uzman oldugum icin degil, ayni sorulari sorup ogrendiklerimi bir yere yazmak icin yaziyorum.
Bunlar da ilgini çekebilir
Dünyanın ahşap oyuncak köyleri ve hepsinin ortak hikâyesi
Almanya, Japonya, Rusya, Hindistan. Birbirinden habersiz doğan bu gelenekler aynı üç koşulda ortaya çıkmış ve aynı sebeple gerilemiş.
İlk prototip elimizde kırıldı
Ahşabın damarını yanlış yönde kesince ne oluyormuş, ikinci denemede ne değiştirdik.
İstanbul’da 1635’te yüz oyuncakçı dükkânı vardı
Eyüp oyuncakçılığı üç yüzyıl sürdü, 1957'de bir bulvar açılırken bitti. Geriye kalan sayılar hem şaşırtıcı hem tanıdık.