Dünyanın ahşap oyuncak köyleri ve hepsinin ortak hikâyesi
Almanya, Japonya, Rusya, Hindistan. Birbirinden habersiz doğan bu gelenekler aynı üç koşulda ortaya çıkmış ve aynı sebeple gerilemiş.
Dünyadaki ahşap oyuncak merkezlerinin neredeyse tamamı aynı üç koşulun kesişiminde doğdu: bol ve ucuz yumuşak ahşap, tarım veya madencilik dışı ölü sezon iş gücü, ve ürünü uzağa taşıyacak bir pazar. Bugün ayakta kalanların hepsinde bir menşe koruma mekanizması var.
Atölye kurarken başka kimlerin bu işi yaptığını araştırdık. Ortaya çıkan tablo beklediğimizden düzenliydi: birbirinden habersiz doğmuş gelenekler, neredeyse aynı denklemi çözmüş.
Ortak formül
Üç koşul: bol ve ucuz yumuşak ahşap, tarım ya da madencilik dışı bir ölü sezon iş gücü, ve ürünü uzağa taşıyacak bir pazar mekanizması. Hac yolu, kaplıca turizmi, panayır ya da aracı tüccar.
Erzgebirge’de çöken kalay madenciliği, Japonya’da kışın işsiz kalan torna ustaları, Dalarna’da uzun kış geceleri, Eyüp’te sünnet düğünü için gelen aileler. Hepsi aynı denklemin yerel çözümü.
Almanya: Erzgebirge ve Reifendrehen
18. yüzyılda kalay madenciliği geriledi ve işsiz kalan madenciler oduna yöneldi. Bugün dünyada başka hiçbir yerde yapılmayan bir teknik geliştirdiler: Reifendrehen, yani halka torna.
Şöyle işliyor: çapı 30 ile 50 santim arasında bir ahşap halka tornalanıyor. Usta, halkanın iç profiline bir hayvanın gövde siluetini oyuyor. Sonra halkadan kesilen her ince dilim, kabaca bir hayvan figürü oluyor. Tek halkadan onlarca özdeş figür çıkıyor.
Bölge bugün 2.000 kişi çalıştırıyor ve yaklaşık 50 milyon euro ciro yapıyor. Mart 2025’te zanaat Almanya’nın ulusal somut olmayan kültürel miras envanterine girdi.
Sık yapılan bir karıştırma var: 2019’da UNESCO Dünya Mirası listesine giren şey bölgenin madencilik peyzajı, oyuncakçılık değil.
Japonya: kokeshi ve gezgin tornacılar
Kokeshi bebekleri 1800’lere doğru Tōhoku’da ortaya çıktı. Yapanlar kiji-shi denen gezgin torna ustalarıydı; normalde tabak kase üretiyorlardı, kışın sipariş azalınca kaplıca ziyaretçilerine satmak için bebek yapmaya başladılar.
On bir ayrı yerel ekol var ve farkları belirgin. Naruko tipinde baş boyuna geçme takılıyor ve çevrildiğinde ses çıkarıyor. Tsugaru tipi tek parça oyma. Nanbu tipi geleneksel olarak boyasız.
Bugün ülke genelinde yaklaşık 180 usta kalmış ve çoğu 60 yaş üstü. Hakone’nin mozaik ahşap geleneğinde resmî unvan taşıyan yalnızca altı kişi var.
Rusya: matryoshka ve bir efsane
İlk matryoshka 1890’larda Moskova yakınındaki Abramtsevo’da yapıldı. Ressam Sergey Malyutin tasarladı, tornacı Vasily Zvyozdochkin üretti. 1900 Paris sergisinde bronz madalya aldı.
Yaygın anlatı, fikrin Japonya’dan gelen iç içe geçen bir figürden alındığını söyler. Bu iddia turizm kaynaklarında çok kesin bir dille sunuluyor ama akademik olarak şüpheli. Atölyenin bir Japon bebeği aldığı doğru, doğrudan ilham bağlantısı kanıtlanmış değil.
Kullanılan ağaç ıhlamur. Ağaçlar kışın kesiliyor ve çatlamayı önlemek için iki yıla kadar bekletiliyor.
Hindistan: Channapatna
Karnataka’daki Channapatna “oyuncaklar şehri” diye anılıyor. Zanaat 1904’te ilginç bir hamleyle modernleşti: Mysore Maharajası, yerel sanayi okulunun müdür yardımcısı Bavas Miyan’ı Japonya’ya gönderdi, lak ve oyuncak tekniklerini incelesin diye.
Ağaç *Wrightia tinctoria*, yerel adıyla aale mara. İlginç bir tesadüf: Hindistan’ın diğer oyuncak merkezi Etikoppaka da aynı türü kullanıyor.
2006’da coğrafi işaret tescili aldı. Buna rağmen ucuz ithalat karşısında zorlanıyor, birçok zanaatkâr tekstil fabrikalarına geçti.
İsveç: Dala atı
Ahşap at satışına dair en eski yazılı kayıt 1623’e ait. Bugünkü biçim 1830’larda Stikå Erik Hansson’ın kırmızı zemin üstüne iki renkli kurbits deseni uygulamasıyla oluştu.
1939 New York Dünya Fuarı’nda İsveç pavyonunun girişine 2,7 metrelik bir Dala atı dikildi ve fuarda tek bir atölyeden sipariş edilen 20.000 at satıldı. Uluslararası simge statüsü oradan geliyor.
Ve Eyüp
Bu listede Anadolu da var. Evliya Çelebi 1635’te Eyüp Oyuncakçılar Çarşısı’nda 100 dükkânda 105 kişi saymış. Farkı şu: diğerlerinin aksine Eyüp hiç toparlanamadı. Son usta 1955’te bıraktı, çarşı 1957’de yıkıldı.
Bunu ayrı bir yazıda anlattık.
Ortak ders
Bugün ayakta olan geleneklerin hepsinde bir menşe koruma mekanizması var: kollektif marka, coğrafi işaret ya da ulusal envanter kaydı. Eyüp’te böyle bir şey hiç olmadı.
İkinci örüntü malzemede. Neredeyse tüm gelenekler yumuşak, beyaz, kolay tornalanan yerel bir ağaca dayanıyor. Erzgebirge’de ladin, Rusya’da ıhlamur, Japonya’da mizuki, Hindistan’da *Wrightia*, Meksika’da copal.
Ağaç seçimi zanaatın hızını belirlemiş, hız fiyatı belirlemiş, fiyat da hayatta kalıp kalmayacağını. Bugün Oaxaca’da yaban copal stokunun tükenmiş olması, bir zanaatı öldürecek şeyin bazen pazar değil hammadde olduğunu hatırlatıyor.
Faruk
Masifico atolyesini kuruyorum. Bu yazilari uzman oldugum icin degil, ayni sorulari sorup ogrendiklerimi bir yere yazmak icin yaziyorum.
Bunlar da ilgini çekebilir
İlk prototip elimizde kırıldı
Ahşabın damarını yanlış yönde kesince ne oluyormuş, ikinci denemede ne değiştirdik.
Bir oyuncak markası kurmaya nereden başlanır
İlk gün ne yaptık, ne kadar para harcadık ve nelerden hiç haberimiz yokmuş.
İstanbul’da 1635’te yüz oyuncakçı dükkânı vardı
Eyüp oyuncakçılığı üç yüzyıl sürdü, 1957'de bir bulvar açılırken bitti. Geriye kalan sayılar hem şaşırtıcı hem tanıdık.